Anasayfa / Genel / 53 Günlük Büyük Kuşatma: Akşemseddin, Çandarlı Halil Paşa ve İstanbul’un Düşüşü

53 Günlük Büyük Kuşatma: Akşemseddin, Çandarlı Halil Paşa ve İstanbul’un Düşüşü

Lisansüstü Araştırmacı – Stratejik Analist Cengiz Genç

genchaberler.com| genchaberler.tr

KUŞATMANIN PERDE ARKASI: DEVLET ADAMLARI, GÖRÜŞ AYRILIKLARI VE KARAR SÜRECİ

Screenshot

İstanbul Kuşatması yalnızca Osmanlı Devleti ile Bizans İmparatorluğu arasında gerçekleşen askerî bir mücadele değil, aynı zamanda Osmanlı devlet yönetimi içerisinde farklı stratejik yaklaşımların karşı karşıya geldiği önemli bir karar süreciydi [31].

Screenshot

Kuşatma uzadıkça Osmanlı ordusu çeşitli güçlüklerle karşılaşmaya başlamıştır. Surların beklenenden daha dirençli çıkması, Bizans savunmasının her gece açılan gedikleri onarması ve Avrupa devletlerinden gelebilecek muhtemel yardımlar, devlet adamları arasında farklı değerlendirmelere neden olmuştur [32].

Screenshot

Bu süreçte Sadrazam Çandarlı Halil Paşa’nın daha ihtiyatlı bir yaklaşım benimsediği görülmektedir. Bazı tarihî kaynaklarda, kuşatmanın uzaması durumunda devletin askerî ve ekonomik açıdan yıpranabileceğini düşündüğü ve diplomatik seçeneklere daha yakın durduğu ifade edilmektedir [33].

Buna karşılık Zağanos Paşa, Şehabeddin Paşa ve fetih yanlısı devlet adamları kuşatmanın kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğini savunmuştur [34].

Söz konusu görüş ayrılıkları zaman zaman devlet yönetimi içerisinde ciddi tartışmalara yol açsa da Fatih Sultan Mehmet geri çekilme düşüncesini kabul etmemiş ve kuşatmanın devamına karar vermiştir [35].

Screenshot

Çandarlı Halil Paşa hakkında sonraki dönemlerde ortaya atılan bazı iddialar tarih yazımında tartışmalı nitelik taşımaktadır. Modern tarihçilerin önemli bir kısmı, özellikle Bizans ile gizli ilişkiler veya rüşvet iddiaları konusunda kesin ve tartışmasız deliller bulunmadığını belirtmektedir [48].

13. AKŞEMSEDDİN VE MANEVÎ CEPHE

İstanbul’un fethi askerî hazırlıklar kadar manevî hazırlıklar açısından da dikkat çekici bir süreçtir.

Fatih Sultan Mehmet’in hocası Akşemseddin, kuşatma boyunca ordunun moralinin korunmasında ve fetih idealinin canlı tutulmasında önemli rol oynamıştır [36].

Kuşatma uzadıkça askerler arasında yorgunluk ve umutsuzluk belirtileri ortaya çıkmaya başlamış, uzun süren mücadele ordunun psikolojik dayanıklılığını zorlamıştır. Akşemseddin’in yaptığı konuşmalar ve verdiği manevî destek, askerlerin motivasyonunun korunmasına katkı sağlamıştır [36].

Osmanlı kaynaklarında Akşemseddin yalnızca bir din âlimi olarak değil, aynı zamanda padişah üzerinde etkili bir fikir adamı ve rehber olarak da yer almaktadır [37].

Screenshot

Bazı araştırmacılar, Akşemseddin’in etkisinin yalnızca manevî destekle sınırlı kalmadığını; padişah ile devlet erkânı arasındaki iletişim ve motivasyonun sürdürülmesinde de önemli rol oynadığını değerlendirmektedir [36][37].

Bu nedenle İstanbul’un fethi değerlendirilirken askerî ve teknik unsurlar kadar moral, inanç ve motivasyon boyutlarının da dikkate alınması gerekmektedir [37].

14. 53 GÜNLÜK KUŞATMANIN EN KRİTİK SAFHALARI

Kuşatma 6 Nisan 1453 tarihinde başlamış ve 29 Mayıs 1453 tarihinde Osmanlı zaferiyle sonuçlanmıştır [38].

Bu süre boyunca Osmanlı ordusu yalnızca Bizans savunmasıyla değil; iklim şartları, ikmal güçlükleri ve uzun süreli kuşatmanın yarattığı yıpranmayla da mücadele etmek zorunda kalmıştır [39].

Screenshot

Bizans savunmasının en büyük avantajı, dönemin en güçlü savunma sistemlerinden biri kabul edilen Theodosius Surları idi [40].

Osmanlı topları surlarda sürekli gedikler açmasına rağmen, Bizans birlikleri gece boyunca taş, toprak ve kereste kullanarak bu boşlukları kapatmayı başarmıştır [40].

Bu durum kuşatmanın beklenenden daha uzun sürmesine yol açmış ve Osmanlı komuta kademesinin stratejik sabrını sınamıştır [38][39].

15. HALİÇ ZİNCİRİ VE GEMİLERİN KARADAN YÜRÜTÜLMESİ

Kuşatmanın dönüm noktalarından biri Haliç meselesi olmuştur.

Bizans yönetimi, Haliç girişine çektiği büyük zincir sayesinde Osmanlı donanmasının iç limana girmesini engellemiştir [41].

Fatih Sultan Mehmet, klasik deniz saldırılarıyla bu engelin aşılamayacağını gördüğünde sıra dışı bir plan hazırlamıştır [41].

Kaynaklara göre değişmekle birlikte yaklaşık 67 ila 72 arasında Osmanlı gemisi yağlanmış kızaklar üzerinden karadan yürütülerek Haliç’e indirilmiştir [42][43].

Bu operasyon yalnızca askerî açıdan değil, psikolojik açıdan da önemli sonuçlar doğurmuştur. Bizans savunması daha önce benzeri görülmemiş bu manevra karşısında ciddi bir şaşkınlık yaşamıştır [42].

Askerî tarih literatüründe bu harekât, dönemin teknik imkânları dikkate alındığında dikkat çekici bir lojistik başarı örneği olarak değerlendirilmektedir [43].

16. SON HÜCUM VE BİZANS’IN ÇÖKÜŞÜ

Mayıs ayının son günlerine gelindiğinde Osmanlı ordusu surlarda önemli aşınmalar oluşturmuştu [44].

28 Mayıs gecesi son hazırlıklar yapılmış, birlikler yeniden düzenlenmiş ve genel hücum planı son kez gözden geçirilmiştir [44].

29 Mayıs 1453 sabahı başlayan genel saldırı sonucunda Osmanlı birlikleri surların çeşitli noktalarından şehre girmeyi başarmıştır [45].

Savunmanın başında bulunan İmparator XI. Konstantinos çatışmalar sırasında hayatını kaybetmiş ve yaklaşık bin yıllık Bizans İmparatorluğu tarih sahnesinden çekilmiştir [45].

Fatih Sultan Mehmet aynı gün İstanbul’a girerek şehrin yeni dönemini başlatmış ve Osmanlı Devleti’nin dünya tarihindeki konumunu köklü biçimde değiştiren süreci başlatmıştır [46].

17. ÇANDARLI HALİL PAŞA’NIN TASFİYESİ VE MERKEZÎ DEVLETİN DOĞUŞU

Fetih sonrasında Osmanlı devlet yapısında önemli değişiklikler yaşanmıştır.

Screenshot

Bu gelişmelerin en dikkat çekici olanlarından biri Sadrazam Çandarlı Halil Paşa’nın görevden alınması ve daha sonra idam edilmesidir [47].

Tarihçiler bu olayın nedenleri konusunda farklı değerlendirmelerde bulunmaktadır.

Bazı araştırmacılar Çandarlı Halil Paşa’nın fetih sürecindeki tutumunu belirleyici unsur olarak değerlendirirken, bazıları ise gelişmenin esas olarak merkezî devlet yapısının güçlendirilmesi ve hanedan otoritesinin pekiştirilmesiyle ilgili olduğunu belirtmektedir [48].

Her hâlükârda bu gelişme Osmanlı yönetiminde yeni bir dönemin başlangıcını temsil etmiş, Fatih Sultan Mehmet’in devlet üzerindeki otoritesini güçlendirmiş ve klasik Osmanlı merkezî yönetim modelinin şekillenmesine katkı sağlamıştır [48]. KAYNAKÇA

Screenshot

[31] Halil İnalcık, Fatih Devri Üzerine Tetkikler ve Vesikalar

[32] Steven Runciman, The Fall of Constantinople 1453

[33] Franz Babinger, Fatih Sultan Mehmed ve Zamanı

[34] Tursun Bey, Tarih-i Ebü’l-Feth

[35] Kritovulos, Fatih Sultan Mehmed Tarihi

[36] Ahmet Yaşar Ocak, Osmanlı Toplumunda Tasavvuf ve Siyaset

[37] TDV İslam Ansiklopedisi, “Akşemseddin” Maddesi

[38] Feridun M. Emecen, Fetih ve Kıyamet: 1453

[39] Colin Imber, The Ottoman Empire 1300–1650

[40] Marios Philippides & Walter Hanak, The Siege and Fall of Constantinople in 1453

[41] İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi

[42] İlber Ortaylı, Türklerin Tarihi

[43] Stanford J. Shaw, History of the Ottoman Empire

[44] Donald M. Nicol, The Last Centuries of Byzantium

[45] Michael Angold, The Fall of Constantinople to the Ottomans

[46] Halil İnalcık, Devlet-i Aliyye

[47] Yılmaz Öztuna, Büyük Osmanlı Tarihi

[48] Heath W. Lowry, The Nature of the Early Ottoman State

Screenshot