Anasayfa / Genel / Hikaye/Zarife Yurt Akbaş Yazdı: “Anneciğim, Ben de Kapanacağım…”

Hikaye/Zarife Yurt Akbaş Yazdı: “Anneciğim, Ben de Kapanacağım…”

https://www.edirneyiseviyorum.com/hikaye-zarife-yurt-akbas-yazdi-annecigim-ben-kapanacagim/ Admin Ali Süzen1953 yılında Edirne’de doğdu. İstanbul Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. 11 yılı lise müdürlüğü olmak üzere 25 yıl öğretmenlik yaptı ve 2001 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’ndan emekli oldu. Üniversite yıllarından beri hobi olarak çeşitli yerel ve ulusal basında köşe yazarlığı yaptı. İlk kitabı olan ‘BAŞARI HİKAYELERİ’ 14 Haziran 2018’de yayımlandı.

Temmuz 26, 2026

— “Anneciğim, ben de kapanacağım…”

Bizim mahallenin Hacı Gülsüm Teyze’si, o an tepeden tırnağa siyah çarşafının içinde şöyle bir duraksadı. Elindeki çaydanlığı yavaşça ocağa bıraktı. Yüzünde evladını büyük bir uçurumun kenarından çekip almak isteyenlerin o telaşlı, kaygılı ifadesi vardı.

Çarşafının geniş kollarını geriye savurup mutfak masasında oturan kızına baktı. Karşısında güneş gibi parlayan sarı saçları, yosun yeşili gözleriyle daha ergenliğin eşiğinde gencecik bir kız duruyordu.
Gülsüm Teyze içinden “Ah benim saf kızım” diye geçirdi. Kendi dünyasında yaşadığı zorlukları, çarşafın altında çektiği o gizli toplum baskısını hatırladı. Kızının bu “kusursuz” güzelliği varken, dünyada daha kolay yol alabilecekken, kendi çektiği çilelere erkenden talip olmasına gönlü razı gelmedi.

— “Aman kızım, ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu senin?” dedi Gülsüm Teyze, çay bardağını masaya bırakırken.
Pencereden dışarıyı, mahallenin sokağını işaret etti:
— “Bak bakayım şu karşı binadaki Naciye’nin kızına! Başı kapalı ama altında deriden daracık bir pantolon, kafede oturmuş elinde nargile marpucuyla süzülüyor. Müftünün torunu Zeynep’e bak; ipek eşarbın altında surat badana gibi makyaj… Şimdi kapanmak moda oldu kızım, gençlik ne taşıyabiliyor o örtüyü ne de hakkını verebiliyor. Bu devirde başı örtüp laf getireceğine, iffetinle, temizliğinle oturmak daha hayırlıdır. Sen hele bir bak kendine; Allah sana böyle bir güzellik vermiş, daha çok küçüksün. Hevesle girip yarın bir gün açılacaksın, millete rezil mi olacağız?”

Elif, annesinin o sarsılmaz mantığına baktı. O gün anlamıştı: Annesinin gözünde bu karar bir ibadet değil, lekelenme korkusuydu. Gülsüm Teyze kızını koruduğunu sanıyordu ama aslında onun içindeki o saf, ilk hevesi kendi kaygılarıyla eziyordu.

Zaman aktı. Elif’in hevesi bir gecede ölmedi; her sabah saçlarına fön çekilirken, her akşam aynaya bakarken azar azar uyuştu. Annesinin korkuları Elif’in zihnine çakılmıştı. Sarı saçlarını örttüğü an, anasının gözündeki o “lekesiz, korunan kız” olmaktan çıkacağını hissetti. İçindeki o çocuk derin bir uykuya daldı.

Yıllar sonra, Elif otuzuna geldiğinde Gülsüm Teyze için şartlar değişti.
Mahallelinin fısıltıları, yaşın ilerlemesi ve “Ailesi muhafazakar ama kızı niye açık?” soruları Gülsüm Teyze’nin kendi doğrusunu yeniden güncellemesine yetti. Bu kez kilerdeki kutudan çıkardığı ipek bir eşarpla kızının odasına girdi.

— “Elif,” dedi, sesi annelik şefkatiyle doluydu. “Gözümün nuru… Artık vaktidir. Gel örtün de, hayırlı bir yuva kuralım sana.”

Elif tuvalet masasının karşısındaydı. Tarağı yavaşça masaya bıraktı. Aynadaki aksine baktı, sonra dönüp annesinin elindeki eşarpa…
Gözlerinde derin bir yabancılaşma ile:
— “Ben o gün o mutfakta sana ergen heyecanımla gelmiştim anne,” dedi, sesi fısıltı kadar kısık ama buz gibiydi. “Beni dinden de, örtüden de kendi korkularınla sen vazgeçirdin. Şimdi istediğin şey benim inancım değil, senin yeni konforun.”

Gülsüm Teyze eşarp elinde öylece kaldı:
— “E kızım… O zaman küçüktün, korumak istedim…”
— “Beni değil, kendi kaygılarını korudun anne,” dedi Elif yerinden kalkarak.

“Tren gitti. Artık içimde o günkü teslimiyet kalmadı.”

Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. Onun başında, Allah’ın kendilerine verdiği emre karşı gelmeyen ve emredildiklerini yapan sert ve güçlü melekler vardır.”
(Tahrîm Suresi, 66:6)
Kaynak: Zarife Yurt Akbaş

Screenshot

Cevap bırakın