share.google/R6nUMo1DkCTYawb53
share.google/R6nUMo1DkCTYawb53
Yazar: genchab1
-
share.google/R6nUMo1DkCTYawb53
-
Bala’da Çiftçinin ÇKS Çıkmazı: Hukuki ve Sosyal Bir Değerlendirme
Bala’da Çiftçinin ÇKS Çıkmazı: Hukuki ve Sosyal Bir Değerlendirme Araştırmacı-Yazar: Cengiz Genç Bala ilçesinde çiftçiler, son dönemde Ziraat …
Bala’da Çiftçinin ÇKS Çıkmazı: Hukuki ve Sosyal Bir Değerlendirme -
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara’nın CBS Röportajı: Uluslararası Sisteme Yönelik Bir Hesaplaşma
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara’nın CBS Röportajı: Uluslararası Sisteme Yönelik Bir Hesaplaşma
Cengiz genç araştırmacı yazar
Giriş
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara’nın CBS kanalına verdiği röportaj, yalnızca bir diplomatik demeç değil; aynı zamanda uluslararası sisteme yöneltilmiş keskin bir hesaplaşmadır. Şara, röportajda hem “uluslararası toplumun sorumluluklarını yerine getirmediğini” vurgulamış hem de “Suriye’nin güvenli, istikrarlı ve birleşik” bir ülke olmasının küresel çıkarlarla örtüştüğünü ifade etmiştir [1]. Bu makale, eş-Şara’nın söylemini retorik, stratejik ve bölgesel açılardan çözümlemeyi amaçlamaktadır.
⸻
1. Zamanlama ve Siyasi Bağlam
Röportaj, BM Genel Kurulu haftasına denk getirilmiştir. Bu durum, Şam yönetiminin kendini yeniden meşruiyet sahnesine çıkarma çabasının bir parçasıdır. Nitekim 1967’den bu yana ilk kez bir Suriye Cumhurbaşkanı’nın BM kürsüsüne çıkacak olması, tarihsel açıdan sembolik bir kırılma noktasıdır [2]. Öte yandan ABD’nin 2025 yazında Suriye’ye yönelik yaptırımların önemli bir kısmını kaldırması da bu röportajın arka planını oluşturmuştur [3].
⸻
2. Röportajdaki Temel İddialar
2.1 Uluslararası Toplumun Başarısızlığı
Eş-Şara, “Sivilleri korumak, tutukluları serbest bırakmak ve kimyasal silah kullanımını durdurmak uluslararası toplumun görevi olmalıydı” diyerek sorumluluğu tersine çevirmiştir [4]. Bu retorik, uluslararası aktörlerin “görevini yapmadığı” tezine dayanır. Böylelikle Suriye yönetimi, kendi eylemlerini “asil” olarak tanımlarken dışarıyı “sessizlik” ile suçlamaktadır.
2.2 Yaptırımların Kaldırılması
Şara, ABD Başkanı Donald Trump’ın yaptırımları kaldırma kararını “hızlı, cesur ve tarihî” olarak nitelendirmiştir [5]. Ekonomik açıdan yaptırımların kaldırılması; ticaretin, bankacılığın ve yeniden inşa sürecinin hızlanmasına yol açabilir. Ancak bu durumun sahadaki güvenlik ve siyasi reformlarla desteklenmediği sürece kalıcı bir etki yaratması güçtür.
2.3 Mültecilerin Dönüşü
“Mülteciler artık evlerine dönebilir” ifadesi, uluslararası kamuoyuna verilmiş güçlü bir mesajdır [6]. Ancak güvenli ve onurlu dönüş için af mekanizmaları, mülkiyet haklarının korunması ve uluslararası gözlemcilerin varlığı gibi temel koşulların sağlanması gerekmektedir.
2.4 DEAŞ, İran Milisleri ve Hizbullah
Şara, röportajda “DEAŞ’a karşı savaştık, İran milislerini ve Hizbullah’ı bölgeden kovduk” demiştir [7]. Bu iddia, bölgesel dengeler açısından stratejik bir anlam taşır. Ancak sahadaki güç dağılımı dikkate alındığında, bu söylemin propaganda yönünün ağır bastığı, bağımsız kaynaklarca doğrulanmasının ise zor olduğu görülmektedir.
⸻
3. Retorik Analiz
Şara’nın söylemi üç temel strateji üzerine kuruludur:
1. Ahlaki Çerçeveleme: “Biz asil eylemleri yaptık, siz sustunuz” ifadesiyle uluslararası toplumu vicdan muhasebesine çağırmaktadır.
2. Çifte Bağlama: Yaptırımların kaldırılmasına karşı çıkanları “Suriye halkının acılarına ortak olmakla” suçlayarak karşıt pozisyonu ahlaki bir çıkmazda bırakmaktadır [4].
3. Gündem Kurma: Röportajın BM haftasına denk getirilmesi, Şam yönetiminin küresel medya döngüsünü yönlendirme çabasını ortaya koymaktadır [2].
⸻
4. Bölgesel ve Küresel Sonuçlar
• ABD ve Batı ile ilişkiler: Yaptırım gevşemesi, yeniden inşa fonlarına erişim ihtimalini artırmaktadır [3][5].
• İsrail ile güvenlik dosyası: Netanyahu’nun “görüşmelerde ilerleme var” sözleri, Şara’nın normalleşme arayışını destekler niteliktedir [8].
• Arap Dünyası: Şam yönetiminin BM sahnesine dönüşü, Arap başkentlerinde temkinli bir angajmanı güçlendirebilir.
• Türkiye açısından: Sınır güvenliği, mülteci dönüşleri ve ticari hatların yeniden açılması, Ankara için kritik başlıklar olarak öne çıkmaktadır [9].
⸻
5. Sonuç
Ahmed eş-Şara’nın CBS röportajı, yalnızca bir basın açıklaması değil; uluslararası sisteme yöneltilmiş bir meydan okumadır. Söylemin odağında meşruiyet kazanma, ekonomik nefes alma ve bölgesel normalleşme vardır. Ancak bu söylemin sahada kalıcı bir etki yaratması, bağımsız doğrulanabilirlik (tutukluların serbest bırakılması, mültecilerin güvenli dönüşü, vekil güçlerin gerçekten çekilmesi) olmadan mümkün görünmemektedir.
⸻
Kaynakça
[1] Al Jazeera, “Syrian President al-Sharaa: CBS Interview Highlights”, 2025.
[2] Reuters, “Sharaa to become first Syrian leader to attend UN meetings since 1967”, 2025.
[3] OFAC – U.S. Treasury, “Sanctions Relief for Syria”, Haziran 2025.
[4] Haberler.com, “Sharaa’s Words Before UN Summit: Why Were You Silent?”, 2025.
[5] Israel National News, “Trump took a brave step lifting sanctions”, 2025.
[6] Reuters, “Syrian President says refugees can return home”, 2025.
[7] Haber7, “Sharaa: We expelled Iran militias and Hezbollah”, 2025.
[8] Reuters, “Israel making progress on Syria pact but deal still far off”, 2025.
[9] T.C. Dışişleri Bakanlığı, “No:169, 13 Ağustos 2025 — Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani’nin ziyareti hk.”




-
Güneş Tutulması, Tavşan ve Dağ: Alegoriden Stratejiye
Güneş Tutulması, Tavşan ve Dağ: Alegoriden Stratejiye
Cengiz GENÇ araştırmacı yazar
Kozmik Bir Uyarı: Güneş Tutulmasının Anlamı
Güneş tutulmaları, tarih boyunca milletler için yalnızca gökbilimsel bir hadise değil, aynı zamanda toplumsal uyanış çağrısı olmuştur [1]. Antik çağlardan Osmanlı kroniklerine kadar tutulmalar, milletin içine düştüğü karanlık dönemlere işaret sayılmıştır [2]. 22 Eylül 2025’te gerçekleşen tutulma da benzer bir sembolik hatırlatmadır: Türkiye, hem içeride hem dışarıda çok yönlü kuşatmalarla karşı karşıyadır.
Tavşan Dağa Küsmüş, Dağın Haberi Olmamış
Anadolu irfanında sıkça kullanılan bu deyim, güç dengesini ve algı farklılığını anlatır [3]. Dağ, büyüklüğü ve köklülüğüyle Türkiye’nin devlet aklını temsil ederken; tavşan, terör örgütleri ve onların arkasındaki küçük ama kurnaz aktörleri temsil etmektedir. Tavşanın dağa küsmesi, dağ için kayıp değildir. Ancak dağın gölgesi tavşanın üzerine düştüğünde, tavşan bütün varlığını gölgede hisseder. Bugün Türkiye’nin terörle mücadelesinde de tablo budur: küçük ama görünür tehditler, büyük ve köklü devlete karşı gücünü sınamaktadır [4].
Tavşana Kaç, Tazıya Tut: İkili Siyaset ve Çifte Standart
Uluslararası sistemin terörle mücadelede Türkiye’ye yaklaşımı çoğu zaman “tavşana kaç, tazıya tut” siyasetinden ibarettir [5]. Yani bir yandan terör örgütlerine alan açılırken, öte yandan Türkiye’ye “sen de teröre karşı çık” denilmektedir. ABD’nin, bazı Avrupa ülkelerinin ve bölgedeki aktörlerin bu çifte standardı, güneş tutulmasının karanlığına benzer: hakikati örter ama hakikat yok olmaz [6].
Alegoriden Stratejiye: Türkiye’nin Çıkış Yolu
Bu noktada tutulma, tavşan ve tazı hikâyesi Türkiye’ye üç mesaj vermektedir:
1. Karanlık geçicidir. Tutulma biter, güneş yeniden parlar. Türkiye’nin terörle mücadelesi de kalıcı irade ile başarıya ulaşacaktır [7].
2. Dağın gölgesi güçlüdür. Türkiye’nin devlet aklı, stratejik sabrı ve askeri gücü tavşanı gölgede bırakmaktadır [8].
3. Çifte standardı reddetmek. Uluslararası siyasette tavşana kaç, tazıya tut oyununu bozacak olan, Türkiye’nin kendi bağımsız ve kararlı duruşudur [9].
Sonuç
Güneş tutulması, bir astronomik gerçek olmanın ötesinde bir semboldür: Milletlerin önünde geçici gölgeler olsa da, kalıcı olan hakikat güneşidir. Tavşan dağa küsebilir, dağın haberi olmaz; ama dağ gölgesini çektiğinde tavşan kaybolur. Türkiye, terör karşısında dağ gibi dimdik durdukça, tutulmalar geçecek, güneş yeniden aydınlatacaktır.
⸻
Kaynakça
[1] Stephenson, F.R., Historical Eclipses and Earth’s Rotation, Cambridge Univ. Press, 1997.
[2] İnalcık, H., Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ, İstanbul, 2003.
[3] Pala, İ., Ansiklopedik Deyimler Sözlüğü, İstanbul, 2014.
[4] Gunter, M., The Kurds and the Middle East, Lexington Books, 2018.
[5] Barkey, H., Turkey’s Kurdish Question, Rowman & Littlefield, 1998.
[6] Chomsky, N., Power and Terror, Seven Stories Press, 2003.
[7] TSK Genelkurmay Başkanlığı, Terörle Mücadele Raporları, Ankara, 2022.
[8] Duran, B., “Türkiye’nin Terörle Mücadelesi ve Devlet Aklı,” SETA Analiz, 2021.
[9] Öniş, Z., “Turkey and the West: Discourses of Conflict and Cooperation,” Turkish Studies, 2020.


-
Deniz Suyunu Arıtarak Su Güvenliğini Sağlamak: Bilimsel-Analitik İnceleme ve Türkiye İçin Stratejik Yol Haritası
Deniz Suyunu Arıtarak Su Güvenliğini Sağlamak: Bilimsel-Analitik İnceleme ve Türkiye İçin Stratejik Yol Haritası
Araştırmacı-Yazar: Cengiz Genç
Özet
Küresel ısınma, nüfus artışı ve kentleşme; yerüstü ve yeraltı tatlı su kaynakları üzerindeki baskıyı artırırken, deniz suyu arıtımı (desalinasyon) kıyı ülkeleri için stratejik bir seçenek hâline gelmiştir. Bu çalışma; (i) başlıca süreçleri (ters osmoz, termal, hibrit), (ii) enerji gereksinimleri ve karbon etkilerini, (iii) çevresel etkiler ve brine (tuzlu atık) yönetimini, (iv) maliyet ve finansman dinamiklerini ve (v) Türkiye için uygulanabilir senaryoları disiplinlerarası bir çerçevede değerlendirir. Bulgular, yenilenebilir enerji entegrasyonu ve ileri brine yönetimi/mineral geri kazanımı olmaksızın desalinasyonun ne ekonomik ne de ekolojik bakımdan tam sürdürülebilir olamayacağını göstermektedir [3,4,7,9–11].
1) Giriş: Su Güvenliği, Kıtlık ve Arayış
Dünya yüzey sularının yaklaşık %97’si okyanus ve denizlerde olup doğrudan içme/kullanma suyu niteliği taşımaz; tatlı su rezervleri hacimce son derece sınırlıdır ve iklim değişikliğiyle birlikte mekânsal-zamansal oynaklık göstermektedir [1,2]. Artan aşırı kuraklık olayları, kent-kıyı şeritlerinde turizm/endüstri-tarım baskısı ve göç dinamikleri su güvenliğini kırılganlaştırmaktadır. Bu tablo içinde, deniz suyunu arıtma teknolojileri; “arz-yönlü” yeni bir su kaynağı üretirken, enerji-çevre-ekonomi üçgeninde ciddi trade-off’lar doğurur [3,7].
2) Teknolojik Panorama
2.1 Ters Osmoz (RO)
RO’da deniz suyu, osmotik basıncın üzerine çıkacak biçimde basınçlandırılır ve yarı geçirgen membranlardan geçirilerek çözünmüş tuzlar ve organikler tutulur [3]. Güncel tesislerde özgül elektrik tüketimi iyi tasarım ve enerji geri kazanım cihazları (ERD) ile ~2–4 kWh/m³ bandına indirilebilmektedir; besleme suyu tuzluluğu, sıcaklığı, ön arıtma ve geri kazanım oranı bu değeri belirler [3,4,16]. Başlıca sorunlar; fouling/scaling (biyolojik kirlenme, kolloidler, CaCO₃/CaSO₄ çökeltisi), boron/silika geçişi ve membran ömrüdür [3,7]. Ön arıtımda UF/MF (ultra/mikrofiltrasyon), koagülasyon-flokülasyon ve anti-scalant dozajı standardtır [3].
2.2 Termal Prosesler (MSF, MED, MVC)
Çok kademeli ani buharlaşma (MSF) ve çok etkili damıtma (MED) deniz suyunu ısıtarak buhar-kondensat döngüsü üzerinden tatlı su üretir. Atık ısıya erişim olduğunda rekabetçi olabilir; bağımsız çalıştırıldığında eşdeğer elektrik tüketimi RO’ya göre yüksektir (ısı girdisi yoğun) [5]. Mekanik buhar sıkıştırma (MVC) daha küçük ölçeklerde tercih edilir [5].
2.3 Yeni Nesil ve Hibrit Yaklaşımlar
İleri membran malzemeleri (ince film kompozit, MOF/grafen tabanlı), ileri osmoz (FO), membran damıtma (MD), elektrodiyaliz (ED) ve hibrit RO-ED/RO-MD konfigürasyonları enerji ve performans sınırlarını zorlamaktadır [6,7]. Grafen ve nanogözenekli yapılar kütle transferini artırırken seçiciliği koruma iddiasındadır; ölçeklenebilirlik ve uzun ömür hâlen Ar-Ge konusudur [6].
3) Enerji ve Karbon Boyutu
Enerji, desalinasyonun “gizli maliyeti”dir. RO’nun toplam maliyetinde enerjinin payı elektrik fiyatlarına bağlı olarak %30–60 aralığına çıkabilir [4,11]. Fosil bazlı elektrik kullanımında dolaylı CO₂ emisyonu önemliyken, PV-rüzgâr-jeotermal entegrasyonu LCOW (seviyelendirilmiş su maliyeti) ve karbon ayakizini düşürür [4,8,11]. Büyük ölçekli ERD (örn. isobarik odacıklar) 1–2 kWh/m³ mertebesinde tasarruf sağlayabilir [16]. Atık ısı kullanan MED/MVC sistemleri; rafineri, CCGT veya petrokimya tesisleriyle eş-yerleşimde karbon yoğunluğunu azaltabilir [5,18].
4) Çevresel Etkiler: Alım-Deşarj Dinamikleri ve Brine
Alım (intake) yapıları plankton-iktihaz/entrapment riskleri taşır; gömülü alımlar ve düşük emme hızları biyolojik etkileri azaltır [9,12]. Brine (yüksek tuzluluk/yoğunluk, antiscalant kalıntıları, kloramin türevleri) yakın alan (near-field) ve uzak alan (far-field) ekolojisini etkileyebilir; derin deniz difüzörleri, seyreltme, zamanlama-debi yönetimi ve modellemeyle etki minimize edilir [9,12].
Yeni yaklaşım, brine’i atık değil kaynak görmek: Mg, K, Br, B gibi elementlerin kazanımı ve hatta Li’nin seçici ayrımı üzerinde hızlanan çalışmalar mevcuttur (deniz suyunda Mg ~1.2–1.4 g/L; Br ~60–70 mg/L; B ~4–5 mg/L; Li ppm altı) [17]. Seçici çöktürme, solvent ekstraksiyon, nanofiltrasyon/iyon seçici membranlar ve elektrokimyasal yöntemlerle yan gelir yaratılarak LCOW düşürülebilir [17].
5) Ekonomi: CAPEX/OPEX, LCOW ve Ölçek Ekonomileri
Maliyet; membran ömrü, ERD verimi, enerji fiyatı, ön arıtma kalitesi, kapasite faktörü ve finansman koşullarına duyarlıdır [4,11]. Küçük modüller yüksek birim maliyete sahipken, ≥100.000 m³/gün ölçekleri belirgin ölçek ekonomisi sağlar [11]. Literatür; iyi konfigüre edilmiş RO-PV/rüzgâr hibritlerinde su maliyetinin geniş bir bantta fakat rekabetçi düzeylere indiğini; karbon bedelleri içselleştirildiğinde fosil temelli seçeneklerin göreli dezavantajlı hâle geldiğini göstermektedir [4,11,15,18].
6) Yönetim, Mevzuat ve Toplumsal Kabul
Teknik üstünlük tek başına yeterli değildir. Sağlam ÇED süreçleri, deşarj standartları, biyolojik izleme, kıyı alanlarının bütüncül planlanması, şeffaf tarife ve sosyal adalet şarttır [12]. Arz-yönlü desalinasyon, talep yönetimi (kayıp-kaçak azaltımı, tarımda su verimliliği, şebeke rehabilitasyonu) ile birlikte planlandığında etkili olur; aksi hâlde “talep indükleme” riski doğar [1,12].
7) Türkiye İçin Uygulanabilirlik ve Senaryolar
7.1 Coğrafi Uygunluk ve Enerji Eşleştirmesi
Türkiye’nin Ege-Akdeniz kıyıları yüksek güneş radyasyonu ve rüzgâr rejimleriyle PV/RES destekli RO için doğal adaydır. Marmara’da endüstriyel kullanım odaklı, Karadeniz’de ise seçili noktalarda (düşük tuzluluk avantajı) niş uygulamalar geliştirilebilir [13]. Jeotermal-zengin sahalarda MED/MVC + atık ısı sinerjisi potansiyeli vardır [5,13].
7.2 Örnek Uygulama Kümeleri (Senaryo-Tasarım)
Kıyı Kent İçme Suyu (Ege/Med): 20–50 bin m³/gün modüler RO üniteleri; PV-rüzgâr hibriti; derin deniz difüzörlü deşarj; UF ön arıtım; Boron için ek cilalama (NF/RO-2 geçiş) [3,11,12]. Tarımsal Kullanım (Akdeniz Ovası): Kısmi tuzluluk giderimi (brakik RO) + damla sulama ve tuzluluk yönetimi; tuzluluk toleranslı ürün deseni ile entegre [11,15]. Endüstriyel Kümelenme (Marmara/İskenderun Körfezi): Atık ısı kullanan MED-MVC hibrit; sıfır sıvı deşarj (ZLD) hedefli brine konsantrasyonu ve mineral geri kazanımı pilotları [5,17].
7.3 Yerli Ekosistem ve Finansman
Membran, basınç kapları, ERD, pompalar gibi kritik kalemlerde yerlileşme Ar-Ge teşviki, üniversite-sanayi işbirliği ve PPP finansmanıyla desteklenmelidir [11,14]. İklim finansmanı ve yeşil tahvil mekanizmaları; yenilenebilir entegrasyon şartlı olarak kullanılabilir [14].
8) Risk Matrisi ve Azaltım Stratejileri
Enerji Fiyat Riski: Uzun dönemli PPA (elektrik alım anlaşmaları) + PV/rüzgâr kurulu güç; baterili kısa süreli dengeleme [4,11]. Çevresel Lisans Riski: Tasarım aşamasında hidrodinamik modelleme; difüzör optimizasyonu; biyolojik taban çizgisi (baseline) izleme [9,12]. Fouling/Ömür Riski: Kaynak suyu karakterizasyonu; oturmuş ön arıtım ve çevrimiçi SDI/MTF kontrolü; kimyasal tüketimini minimize eden fiziksel yaklaşımlar [3]. Toplumsal Kabul: Şeffaf tarife, kamu bilgilendirmesi, sosyal etki analizi ve yerel istihdam-yan sanayi kurgusu [12,14].
9) Yol Haritası (2025–2035)
Faz-1: Pilot ve Öğrenme (0–3 yıl).
3–5 bölgede (Ege/Med) 10–25 bin m³/gün RO+PV pilotları; brine mineral geri kazanımı (Mg-B-Br) denemeleri; ulusal deşarj standardı ve izleme protokolünün yayımlanması [12,17].
Faz-2: Ölçeklenme ve Entegrasyon (3–7 yıl).
≥100 bin m³/gün ölçekli iki tesis; atık ısı ile MED/MVC eş-yerleşimleri; tarımda brakik RO programı; yerli membran/ERD üretim hatlarının devreye alınması [5,11,16].
Faz-3: Sürdürülebilirlik-Artı (7–10 yıl).
ZLD eğilimli (en azından yüksek geri kazanımlı) tesisler; Li/Mg odaklı mineral kazanımı ticarileşmesi; karbon nötr desalinasyon (RE + sertifikalı dengeleme) [15,17,18].
10) Sonuç
Deniz suyunu arıtmak mucizevi bir anahtar değildir; fakat doğru enerji mimarisi, sıkı çevresel yönetişim ve akıllı finansman-yerlileşme politikalarıyla su güvenliği portföyünün vazgeçilmez bileşenlerinden biri olabilir. Türkiye; Ege-Akdeniz’de yenilenebilirle bütünleşik RO, endüstride atık ısı destekli termal hibritler ve brine’den mineral geri kazanımı üçlüsüne odaklanırsa, hem su arzını çeşitlendirebilir hem de yeşil sanayi vizyonunu besleyebilir [4,5,11,17].
Kaynakça (Numaralı Sistem)
[1] UNESCO, World Water Development Report 2023: Partnerships and Cooperation for Water, 2023.
[2] FAO, The State of the World’s Land and Water Resources for Food and Agriculture (SOLAW), 2022.
[3] Greenlee, L.F., et al., “Reverse osmosis desalination: Water sources, technology, and today’s challenges.” Water Research, 43(9), 2009.
[4] Ghaffour, N., Missimer, T.M., Amy, G.L., “Technical review and evaluation of the economics of water desalination.” Desalination, 309, 2013.
[5] Semiat, R., “Energy issues in desalination processes.” Environmental Science & Technology, 42(22), 2008.
[6] Zhao, S., et al., “Graphene-based membranes for water purification.” Nature Nanotechnology, 14, 2019.
[7] Elimelech, M., Phillip, W.A., “The future of seawater desalination: energy, technology, and the environment.” Science, 333, 2011.
[8] IPCC, Climate Change 2021: The Physical Science Basis, 2021.

