Makamın, Mevkiin ve Ganimetin Ötesinde: Davaya Sadakat

Cengiz Genç araştırmacı yazar

Bir davanın asıl gücü, makamların, mevkiilerin, dünyevî kazançların ötesinde; gönüllerde, yüreklerde ve samimiyette saklıdır. Bugün, 20 yılı aşan bir iktidar tecrübesinden sonra dönüp baktığımızda; dava yolunda yola çıkanların bir kısmının okçular tepesini terk edip ganimet sevdasına kapıldığını, bir kısmının ise davasına sadık kalarak sessizce yükünü taşıdığını görmekteyiz. Bu tablo, bize sadece siyasî değil, insanî ve tarihî dersler de sunmaktadır.

Davanın Yükünü Omuzlayanlar

Toplumun her kesiminde hâlâ davasına gönülden bağlı insanlar var:

• Köylü kardeşim, sabahın ayazında traktörünü çalıştırırken toprağı vatan gibi gören…

• Öğrenci kardeşim, elinde kalemiyle geleceğe hazırlanan ve bu davayı ilimle büyütmek isteyen…

• Bayan kardeşlerimiz, evinde ve işinde fedakârlığıyla bu milleti ayakta tutan…

• Bürokrasi ve idarede görev alanlar, adaletin, hakkın ve ehliyetin şuuruyla hareket edenler…

Onlar, ganimet derdine düşmeden, şan ve şöhretin cazibesine kapılmadan sadece vazifesini yapan, davasını unutmayandır.

Makamın Unutturduğu Gerçek

Ne yazık ki, bir kısım dava kardeşimiz; geldikleri makamla beraber hem dostlarını, hem de davasını unuttu. Dün aynı sofrada oturup aynı türküyü söyleyenler, bugün yüksek duvarların ardında ulaşılmaz hâle geldi. Bu, sadece kişisel bir unutkanlık değil; aynı zamanda toplumda “seçkinler” diye bir sınıfın oluşmasına sebep oldu. Oysa dava, seçkinlerin değil; halkın, köylünün, öğrencinin, işçinin, kadının, yaşlının omuzlarında yükselecek bir emanettir.

Okçular Tepesi Dersini Hatırlamak

Uhud Savaşı’nda okçular tepesini terk edenlerin düştüğü hata, tarih boyunca tekrar eden bir imtihandır. Bugün de makam ve mevki için okçular tepesini terk edenler, belki geçici ganimet kazandılar; ama davanın uzun vadeli zaferini zora soktular. Asıl ihtiyaç duyulan şey, kazandığı ganimeti tekrar davanın hizmetine sunmaktır. Çünkü davasını unutanın kazancı da emanettir; kalıcı olan, sadece milletin duası ve tarihî hatırasıdır.

Sonuç: Davanın Asıl Sahipleri

Bugün meydanlarda bizim şarkılarımızın daha gür söylenmesi, sadece ön safta olanların gayretiyle değil, her bir dava kardeşimizin kendi imkânını, bilgisini, emeğini davaya adamasıyla mümkündür. Eğer birileri kazandığı makamı, mevkii, serveti bu dava için seferber ederse; meydanlarda yeniden coşku yükselecek, şarkılarımız gürül gürül yankılanacaktır.

Dava, sadece bir siyasî hareket değil; aynı zamanda bir ahlak ve vefa sınavıdır. Ganimetin değil, görev ve sorumluluğun peşinde koşanlar bu sınavdan alnının akıyla çıkacaktır.