Araştırmacı Yazar: Cengiz Genç
⸻
Giriş
2025 yılı, uluslararası güvenlik mimarisi açısından son derece kritik gelişmelere sahne olmaktadır. İsrail’in İran’a yönelik art arda gerçekleştirdiği yüksek hassasiyetli drone-suikast operasyonları, sadece askeri dengeleri değil, diplomasi ve uluslararası hukuk ilkelerini de derinden sarsmaktadır.
Bu saldırılar, Operation Rising Lion adı altında, İran’ın nükleer programına ve askeri komuta yapısına yönelik olarak, doğrudan kişisel konutlar ve yeraltı sığınakları dahil olmak üzere gerçekleştirilmiştir.
Böylece savaşın doğası, artık sadece cephelerde değil, şehir merkezlerinin içinde ve özel yaşam alanlarının içinde şekillenmektedir. Bu değişim, önümüzdeki dönemin en önemli jeopolitik ve etik tartışmalarından birini teşkil edecektir.
⸻
Yeni Savaş Paradigması: Binanın İçindeki 13 Numara
İsrail’in uyguladığı yeni yöntem, klasik suikast konseptinin çok ötesine geçmektedir.
Mossad tarafından İran içine yerleştirilmiş ajanlar, doğrudan sahadan drone hedefleme verileri sağlamaktadır.
Bu sayede örneğin bir apartmanın 13 numaralı dairesi, metre altı hassasiyetle hedeflenebilmekte ve o daireye mini-drone aracılığıyla ölümcül saldırılar gerçekleştirilebilmektedir.
Bizzat sahadaki kaynaklardan gelen bilgilere göre, İran’da en az 20 üst düzey askeri komutan ve 6 nükleer bilim insanı bu yöntemle etkisiz hâle getirilmiştir.
⸻
Operation Rising Lion’ın Etkileri
13 Haziran 2025 tarihinde yürütülen Operation Rising Lion, bu stratejinin en geniş ölçekli uygulaması olmuştur.
Bu kapsamda:
• İran’ın Natanz başta olmak üzere çeşitli nükleer tesisleri bombalanmış;
• Hossein Salami, Mohammad Bagheri, Amir Ali Hajizadeh, Gholam Ali Rashid gibi IRGC komutanları öldürülmüş;
• Altı nükleer bilim insanı evlerinde hedef alınmıştır.
İran bu saldırıya karşılık olarak 100’den fazla drone ile İsrail’e misilleme girişiminde bulunmuş, ancak büyük kısmı etkisiz hâle getirilmiştir.
Bu gelişmeler, yalnızca askeri boyutta değil, psikolojik ve diplomatik düzeyde de İran açısından ciddi bir sarsıntıya yol açmıştır.
⸻
Küresel Diplomasi ve Hukuk Zemininde Sarsıntı
Bu tür saldırıların, doğrudan bir ülkenin toprakları içinde ve barış dönemi koşulları altında yapılması, uluslararası hukukun temel ilkeleri açısından büyük bir sorun teşkil etmektedir.
Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın 2(4). maddesi, devletlerin birbirinin toprak bütünlüğüne ve siyasal bağımsızlığına karşı güç kullanmasını yasaklamaktadır. Ancak İsrail’in bu operasyonları, doğrudan İran topraklarında, İran vatandaşlarının konutlarına yönelik olarak yürütülmüştür.
Bu durum, uluslararası hukuk açısından gri bir alan yaratmakta ve gelecekte benzer operasyonların “emsal teşkil etme” tehlikesini doğurmaktadır.
⸻
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Bölgedeki diğer aktörlerin tavırları da bu gidişatın ne kadar tehlikeli olduğunu göstermektedir.
ABD
Washington, resmi olarak operasyona katılmamış olsa da, dolaylı yollarla İsrail’e istihbarat ve diplomatik destek sağlamıştır. Bu durum, İran’ın tepkisini daha da sertleştirmiştir.
Türkiye
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), Türkiye’nin bu saldırılara kesin bir dille karşı çıktığını açıklamıştır. MHP’nin basın açıklamasında “bölgeyi ateşe atacak tek taraflı saldırganlığın” reddedildiği ve bölgesel istikrarın korunması çağrısı yapılmıştır. Türkiye, diplomatik çözüm zeminini güçlü biçimde savunmaktadır.
Rusya
Rusya ise şu ana dek doğrudan bir açıklama yapmamıştır. Ancak bu sessizlik, diplomatik kınama ile örtülü destek arasında ince bir çizgi üzerinde durmaktadır.
⸻
Küresel Savaş Riski ve Gelecek Perspektifi
Geldiğimiz noktada, yaşanan gelişmelerin yalnızca İsrail–İran ilişkilerini değil, küresel güvenlik dengesini de etkileyebileceği açıktır.
• İran’ın bölgedeki vekil güçleri üzerinden daha geniş saldırılara yönelmesi olasıdır.
• İsrail’in daha derinlemesine ve daha yoğun saldırılarla karşılık vermesi, bölgesel çatışma sarmalını başlatabilir.
• ABD ve Rusya’nın karşılıklı pozisyonları, bu sarmalın küresel düzeye taşınması riskini artırmaktadır.
Dolayısıyla bu sürecin dikkatle yönetilmesi ve diplomatik çözümlerin hızla devreye sokulması gerekmektedir. Aksi takdirde, bu dinamik yeni bir dünya savaşı riskini doğurabilir.
⸻
Sonuç
İsrail’in drone-suikast stratejisi, askeri teknoloji açısından son derece etkileyici bir başarıya işaret etmektedir. Ancak bu başarı, uluslararası hukuk ve küresel güvenlik mimarisi açısından son derece tehlikeli bir yol açmaktadır.
Türkiye ve benzeri dengeli aktörlerin diplomatik müdahalesi büyük önem taşımaktadır. Bölgedeki gerginliğin daha da artmaması ve küresel bir felakete yol açmaması için, tarafların uluslararası hukuk temelinde çözüm arayışlarını hızlandırmaları gerekmektedir.
Aksi hâlde, bugün binanın 13 numarasına giren drone’ların yarın daha geniş bir yıkıma kapı aralaması kaçınılmaz olacaktır.
⸻
Kaynakça
1. Reuters: Iranian commanders and nuclear scientists killed in Israeli strikes, 13 Haziran 2025.
2. The Australian: Israel’s strike on terror snake Iran signals long Middle East war, 13 Haziran 2025.
3. Financial Times: Iran’s long arm is not so muscular anymore, 13 Haziran 2025.
4. AP News: Israel strikes Iran’s nuclear sites and kills its top generals. Iran vows ‘severe’ retaliation, 13 Haziran 2025.
5. Axios: Axios AM: How Israel did it, 13 Haziran 2025.
6. Wikipedia: June 2025 Israeli strikes on Iran (Operation Rising Lion).
7. Time: Here Are the Top Iranian Generals and Scientists Targeted in Israeli Strike, 13 Haziran 2025.
8. MHP Resmî Açıklamaları, 13 Haziran 2025 Basın Bülteni.
9. Araştırmacı Yazar Cengiz Genç’in konuya dair video analizleri ve değerlendirmeleri (Haziran 2025).
