Araştırmacı-Yazar Cengiz Genç
Tarih: 22 Eylül 2025
⸻
Giriş: Bir vizyonun somutlaşması
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 18 Eylül 2025’te dile getirdiği “Türkiye–Rusya–Çin (TRÇ) İttifakı” çağrısı, yalnızca siyasî bir öneri değil; Türkiye’nin jeopolitik yöneliminde yeni bir paradigmanın habercisi olarak gündeme oturdu [1–4]. Aradan günler geçmeden MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Yaşar Yıldırım’ın “TRÇ ittifakı şarttır, Türkiye’de bu anket yapsak halkın büyük çoğunluğu destekler” sözleri, bu vizyonun parti üst yönetiminde ortak bir stratejik çizgi olarak kabul gördüğünü göstermektedir.
Bizim daha önce hazırladığımız analizde öngördüğümüz riskler, fırsatlar ve hukukî çerçeve tartışmaları bugün yapılan açıklamalarla birebir örtüşmektedir. Bu durum, hem öngörülerimizin isabetini hem de Türkiye’nin önünde şekillenen yeni stratejik yönelimi teyit etmektedir.
⸻
1. TRÇ’nin stratejik zemini
Bahçeli’nin çağrısında vurgulanan esas, ABD–İsrail eksenli blok karşısında Türkiye’nin geleceğini “çok kutuplu” sistemde yeniden konumlandırmasıdır. Yıldırım’ın sözleri ise bu yaklaşımı halkın da benimseyeceğini ve siyasî meşruiyetin geniş tabana yayılabileceğini göstermektedir.
Enerji projeleri (TürkAkım, Akkuyu NGS), ulaştırma koridorları (BTK Demiryolu, Orta Koridor), ticaret ve finans çeşitlenmesi (BRICS, ŞİÖ temasları) bu ittifakın jeoekonomik omurgasını oluşturur [5–12].
⸻
2. Hukukî ve jeopolitik sınırlar
Bizim önceki analizimizde altını çizdiğimiz üzere, TRÇ’nin resmî askerî ittifaka dönüşmesi NATO Antlaşması’nın 8. maddesiyle doğrudan sınav yaşayacaktır [19–20]. Ancak enerji, ulaştırma ve finans odaklı “fonksiyonel ortaklık” modeli, bu riskleri minimize ederek Türkiye’nin kaldıraç gücünü artırabilir.
Montrö Sözleşmesi’nin Boğazlar üzerindeki kısıtlamaları, Karadeniz–Akdeniz eksenli olası askerî entegrasyonun sınırlarını belirlemektedir [21–22]. Bu nedenle TRÇ’nin başarıya ulaşacağı alan, jeoekonomik ve teknik işbirliği düzlemi olacaktır.
⸻
3. Yıldırım’ın açıklamalarının katkısı
Yaşar Yıldırım’ın “Amerika’ya güvenilmez, sırt dönülmez; S-400’ler çok tartışıldı ama şu anda çelik kubbe oluşturduk” sözleri [mevcut açıklama], Türkiye’nin güvenlik boyutunda alternatif arayışlarının sürekliliğini ortaya koymaktadır. Bu ifadeler, makalemizde işaret ettiğimiz “savunma sanayiinde çeşitlenme ve ABD baskısına karşı direnç” perspektifini güçlendirmektedir [15–18].
⸻
4. Sonuç ve öneriler
Bahçeli’nin çağrısı ve Yıldırım’ın açıklamaları birlikte değerlendirildiğinde:
1. Fonksiyonel TRÇ modeli – Enerji, ulaştırma, finans üçgeninde ekonomik-teknik işbirliği öncelikli kılınmalıdır.
2. Hukukî uyum – NATO, Montrö ve uluslararası hukuk çerçevesinde resmî ittifak değil; “sektörel işbirliği” vurgusu öne çıkarılmalıdır.
3. Toplumsal meşruiyet – Uygur, Suriye ve diğer dosyalar konusunda insan hakları diplomasisi geliştirilerek kamuoyu desteği pekiştirilmelidir.
4. AB gerçeği – TRÇ, AB pazarına alternatif değil tamamlayıcı olarak tasarlanmalı, ihracat ve standart uyumu gözetilmelidir.
⸻
Kaynakça (seçme)
[1] T24 – “Bahçeli: ABD-İsrail şer koalisyonuna karşı Türkiye-Rusya-Çin ittifakı kurmalı” (18 Eyl 2025).
[2] Rudaw Türkçe – “Bahçeli, ABD-İsrail’e karşı ‘TRÇ İttifakı’ önerisinde bulundu” (18 Eyl 2025).
[3] Evrensel – “Bahçeli’den Türkiye-Rusya-Çin ittifakı önerisi” (18 Eyl 2025).
[4] BirGün – “Bahçeli: TRÇ ittifakı inşa edilmeli” (18 Eyl 2025).
[5–12] Enerji Bakanlığı, Rosatom, Dışişleri kaynakları, BTK-Orta Koridor belgeleri.
[15–20] NATO Antlaşması m.8, ABD CAATSA belgeleri, F-35 programı raporları.
[21–22] Montrö Sözleşmesi uygulama rehberleri.
TRÇ İttifakı: Bahçeli’nin Çağrısı, Yıldırım’ın Vurgusu ve Stratejik Ufuk
Araştırmacı-Yazar Cengiz Genç
Tarih: 22 Eylül 2025
⸻
Giriş: Bir vizyonun somutlaşması
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 18 Eylül 2025’te dile getirdiği “Türkiye–Rusya–Çin (TRÇ) İttifakı” çağrısı, yalnızca siyasî bir öneri değil; Türkiye’nin jeopolitik yöneliminde yeni bir paradigmanın habercisi olarak gündeme oturdu [1–4]. Aradan günler geçmeden MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Yaşar Yıldırım’ın “TRÇ ittifakı şarttır, Türkiye’de bu anket yapsak halkın büyük çoğunluğu destekler” sözleri, bu vizyonun parti üst yönetiminde ortak bir stratejik çizgi olarak kabul gördüğünü göstermektedir.
Bizim daha önce hazırladığımız analizde öngördüğümüz riskler, fırsatlar ve hukukî çerçeve tartışmaları bugün yapılan açıklamalarla birebir örtüşmektedir. Bu durum, hem öngörülerimizin isabetini hem de Türkiye’nin önünde şekillenen yeni stratejik yönelimi teyit etmektedir.
⸻
1. TRÇ’nin stratejik zemini
Bahçeli’nin çağrısında vurgulanan esas, ABD–İsrail eksenli blok karşısında Türkiye’nin geleceğini “çok kutuplu” sistemde yeniden konumlandırmasıdır. Yıldırım’ın sözleri ise bu yaklaşımı halkın da benimseyeceğini ve siyasî meşruiyetin geniş tabana yayılabileceğini göstermektedir.
Enerji projeleri (TürkAkım, Akkuyu NGS), ulaştırma koridorları (BTK Demiryolu, Orta Koridor), ticaret ve finans çeşitlenmesi (BRICS, ŞİÖ temasları) bu ittifakın jeoekonomik omurgasını oluşturur [5–12].
⸻
2. Hukukî ve jeopolitik sınırlar
Bizim önceki analizimizde altını çizdiğimiz üzere, TRÇ’nin resmî askerî ittifaka dönüşmesi NATO Antlaşması’nın 8. maddesiyle doğrudan sınav yaşayacaktır [19–20]. Ancak enerji, ulaştırma ve finans odaklı “fonksiyonel ortaklık” modeli, bu riskleri minimize ederek Türkiye’nin kaldıraç gücünü artırabilir.
Montrö Sözleşmesi’nin Boğazlar üzerindeki kısıtlamaları, Karadeniz–Akdeniz eksenli olası askerî entegrasyonun sınırlarını belirlemektedir [21–22]. Bu nedenle TRÇ’nin başarıya ulaşacağı alan, jeoekonomik ve teknik işbirliği düzlemi olacaktır.
⸻
3. Yıldırım’ın açıklamalarının katkısı
Yaşar Yıldırım’ın “Amerika’ya güvenilmez, sırt dönülmez; S-400’ler çok tartışıldı ama şu anda çelik kubbe oluşturduk” sözleri [mevcut açıklama], Türkiye’nin güvenlik boyutunda alternatif arayışlarının sürekliliğini ortaya koymaktadır. Bu ifadeler, makalemizde işaret ettiğimiz “savunma sanayiinde çeşitlenme ve ABD baskısına karşı direnç” perspektifini güçlendirmektedir [15–18].
⸻
4. Sonuç ve öneriler
Bahçeli’nin çağrısı ve Yıldırım’ın açıklamaları birlikte değerlendirildiğinde:
1. Fonksiyonel TRÇ modeli – Enerji, ulaştırma, finans üçgeninde ekonomik-teknik işbirliği öncelikli kılınmalıdır.
2. Hukukî uyum – NATO, Montrö ve uluslararası hukuk çerçevesinde resmî ittifak değil; “sektörel işbirliği” vurgusu öne çıkarılmalıdır.
3. Toplumsal meşruiyet – Uygur, Suriye ve diğer dosyalar konusunda insan hakları diplomasisi geliştirilerek kamuoyu desteği pekiştirilmelidir.
4. AB gerçeği – TRÇ, AB pazarına alternatif değil tamamlayıcı olarak tasarlanmalı, ihracat ve standart uyumu gözetilmelidir.
⸻
Kaynakça (seçme)
[1] T24 – “Bahçeli: ABD-İsrail şer koalisyonuna karşı Türkiye-Rusya-Çin ittifakı kurmalı” (18 Eyl 2025).
[2] Rudaw Türkçe – “Bahçeli, ABD-İsrail’e karşı ‘TRÇ İttifakı’ önerisinde bulundu” (18 Eyl 2025).
[3] Evrensel – “Bahçeli’den Türkiye-Rusya-Çin ittifakı önerisi” (18 Eyl 2025).
[4] BirGün – “Bahçeli: TRÇ ittifakı inşa edilmeli” (18 Eyl 2025).
[5–12] Enerji Bakanlığı, Rosatom, Dışişleri kaynakları, BTK-Orta Koridor belgeleri.
[15–20] NATO Antlaşması m.8, ABD CAATSA belgeleri, F-35 programı raporları.
[21–22] Montrö Sözleşmesi uygulama rehberleri.
