Araştırmacı-Yazar: Cengiz Genç

Giriş

1. Türkiye’nin İklim (Değişikliği) Kanunu ve Beklenen Etkileri

Bilimsel Düzey

Türkiye, 9 Temmuz 2025’te Resmî Gazete’de yayımlanan 7552 sayılı İklim Kanunu ile 2053 net sıfır hedefine hukuki bağlayıcılık kazandırdı [2]. Kanun, Paris Anlaşması ile uyumlu şekilde enerji, sanayi ve ulaşım sektörlerinde karbon emisyonlarını düşürmeyi amaçlıyor. Bu bağlamda, Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) kurulması planlanıyor [3]. ETS’nin AB’nin mevcut sistemiyle uyumlu olması, Türkiye’nin ihracatını karbon vergisinden koruyacak.

Bürokrasiye Yönelik

Kanun, valiliklerden belediyelere kadar tüm idari birimlere sorumluluk yüklüyor. 2027’ye kadar il bazlı iklim eylem planlarının hazırlanması zorunlu. Bu planlar uygulanmadığı takdirde, AB’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) çerçevesinde Türk ihracatçıları ciddi maliyetlerle karşılaşabilir [4].

Öğrenciye Yönelik

Basitçe anlatmak gerekirse: Türkiye, dünyaya fazla zarar veren ülkelerden değil ama Avrupa ile ticaret yaptığı için karbon salımını azaltmazsa ürünlerini daha pahalıya satmak zorunda kalacak. Bu yüzden iklim yasası, hem doğayı hem de ekonomiyi korumak için çıkarıldı.

Halka Yönelik

Bu kanun, köylünün traktöründen şehirdeki fabrikanın bacasına kadar her alanı ilgilendiriyor. Doğru uygulanırsa temiz hava, sağlıklı toprak, daha ucuz enerji getirir. Yanlış uygulanırsa ise “çiftçinin toprağı alınacak, hayvancılık bitecek” korkuları ortaya çıkabilir [5].

Eleştiriler ve Antitez

Bazı bilim insanları ve köşe yazarları, kanunun Türkiye’yi küresel yeşil dönüşümün kölesi yapacağını, çiftçilerin elinden toprağın alınacağını, hayvancılığın yok olacağını, ormanların kasıtlı yakılarak enerji yatırımlarına açılacağını iddia ediyor [6].

Sentez

Bu iddiaların gerçeklik payı, uygulamanın şeffaflığına bağlıdır. Etkin denetim ve adil uygulama olursa, kanun Türkiye’ye finansman ve ihracat avantajı sağlar. Ancak dış baskılarla tek taraflı yüklenilirse, ekonomik bağımsızlık zarar görebilir [7].

2. “Dijital Türk Lirası” – CBDC Çalışmalarının Hukuki, Ekonomik ve Sosyal Analizi

Bilimsel Düzey

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, ASELSAN, HAVELSAN ve TÜBİTAK iş birliğiyle 2021’de Dijital Türk Lirası çalışmalarına başladı [8]. 2022–2023’te pilot uygulamalar yapıldı. Çin’in e-CNY modeli, İsveç’in e-Krona denemeleri ve Nijerya’nın eNaira örnekleri Türkiye için yol gösterici nitelikte [9].

Bürokrasiye Yönelik

TCMB, 2025 sonbaharında teknoloji şirketlerine çağrı yaparak “tokenizasyon, programlanabilir ödemeler, makineden makineye transfer” gibi alanlarda iş birliği istedi [10]. Amaç, 2026’ya kadar dijital liranın resmen dolaşıma girmesi. Hukuki zemin, 2024’te çıkarılan 7518 sayılı Kripto Varlıklar Kanunu ile güçlendirildi [11].

Öğrenciye Yönelik

Kısaca: Dijital Türk Lirası, cep telefonundaki bir uygulama üzerinden kullanılacak. Kağıt para yerine geçecek, para transferi anında olacak. Ancak bunun için güvenlik ve gizlilik çok önemli.

Halka Yönelik

Dijital para çıkınca, cebinde nakit taşımayan ama her yerde ödeme yapabilen bir sistem olacak. Fakat aynı zamanda devlet bütün hareketlerini görebilecek. Yani hem kolaylık hem de “gözetim” riski var [12].

Eleştiriler ve Antitez

Bazı uzmanlara göre dijital para, Türkiye’yi küresel finansın esiri yapabilir. Tüm para hareketleri izlendiği için vatandaşın özgürlüğü kısıtlanabilir. Bankaların güç kaybıyla işsizlik artabilir. Hatta “Türkiye’nin dijital zincirlerle köleleştirileceği” iddia edilmektedir [13].

Sentez

CBDC doğru tasarlanırsa, Türkiye’nin finansal bağımsızlığını güçlendirebilir. Yanlış tasarlanırsa, bireylerin özgürlüklerini ve bankacılık sistemini zayıflatabilir. Burada kritik unsur, yerli teknoloji, veri gizliliği ve kademeli geçiş olacaktır [14].

3. Türkiye İçin Karşılaştırmalı Değerlendirme.       

Açı

İklim Kanunu (ETS vb.)

Dijital Para (CBDC)

Stratejik Amaç

AB SKDM’e uyum, ihracat avantajı, çevre koruma

Dijitalleşme, finansal kapsayıcılık, ödeme kolaylığı

Faydalar

Uluslararası fonlar, yeşil enerji yatırımları, ihracat rekabeti

Daha ucuz işlemler, hızlı transfer, politika etkinliği

Riskler

Çiftçi ve hayvancılıkta maliyet artışı, orman tahribatı endişesi

Gözetim riski, bankaların zayıflaması, işsizlik

Dünya Mukayesesi

AB ETS güçlü; Çin ve Hindistan hâlâ sınırlı yükümlülükte

Çin e-CNY başarılı; Nijerya eNaira başarısız; İsveç e-Krona sınırlı

4. Sonuç

• İklim Kanunu, Türkiye’yi AB ticaretinde koruyabilir ama aşırı yüklenirse çiftçi ve hayvancılık kesimi zarar görebilir.

• Dijital Türk Lirası, finansal sistemi hızlandırabilir ama gözetim riski taşıyor.

• Dünya örnekleri, Türkiye’nin ne yapması, ne yapmaması gerektiğini gösteriyor.

• Türkiye, bu iki alanda da yerli teknoloji, şeffaflık ve adil uygulama ile başarıya ulaşabilir.

Kaynakça

[1] Resmî Gazete, “7552 Sayılı İklim Kanunu”, 9 Temmuz 2025.

[2] BTHaber, “Türkiye’nin İlk İklim Kanunu Yürürlüğe Girdi”, 2025.

[3] Yeşil Büyüme Platformu, “ETS Taslak Metni”, 2025.

[4] Avrupa Komisyonu, “Carbon Border Adjustment Mechanism (CBAM) Report”, 2024.

[5] OECD, “Climate Change and Emerging Economies”, 2023.

[6] Ekonomi Dünyası, “İklim Kanunu Tartışmaları”, 2025.

[7] UNFCCC, “Global Emission Reports”, 2024.

[8] TCMB, “Dijital Türk Lirası Projesi Pilot Uygulamaları”, 2022.

[9] BIS, “Central Bank Digital Currencies Progress Report”, 2023.

[10] Global Government Fintech, “Digital Turkish Lira Ecosystem Call”, 2025.

[11] TBMM, “7518 Sayılı Kripto Varlıklar Kanunu”, 2024.

[12] KPMG, “CBDC’nin Ekonomiye Etkileri”, 2023.

[13] IMF, “Nigeria eNaira Assessment”, 2024.

[14] Sveriges Riksbank, “e-Krona Pilot Report”, 2024.

✍️ Araştırmacı-Yazar Cengiz Genç