“Şaibe”, “Meşruiyet” ve Seçim Eşiğinde Türkiye
Hazırlayan: Cengiz GENÇ – Araştırmacı Yazar
I. Giriş: Çarkların Döndüğü Ama Marşın Basmadığı Bir Sistem
Toplumların kaderini bazen tek bir iddia, kimi zaman ise yayılan sessizlik belirler. Birilerinin “düğmeye bastığı” ama motorun çalışmadığı bir atmosferdeyiz. Günümüz Türkiye’si, tam da böyle bir eşikte duruyor. İddialar dolaşımda, kulisler hareketli, kamuoyu sessiz; ancak sistem hâlâ aynı hat üzerinde yol alıyor gibi.
II. Siyasetin Hafızasına Düşen Gölge: “Diploma” Meselesi
Kamuoyuna yansıyan bazı açıklamalarda, yaklaşık 40 milletvekilinin eğitim geçmişine dair şaibeli iddialar dile getirildi [1][2][3]. Bu iddiaların teknik içeriğinden çok, kamu hafızasında ne tür bir iz bıraktığı önemlidir.
İddia edilen durumun “resmiyetle çarpışmadığı” ve halen herhangi bir yargı kurumu tarafından doğrulanmadığı düşünülürse, ortada bir “siyasi refleks testi” olduğu da düşünülebilir. Hukukun sessiz kaldığı yerde, sokak hukuk üretmez. Ancak kamu vicdanı boşluğu doldurur.
Eğer bu iddialar doğruysa, ilgili milletvekillerinin görevden alınması durumunda anayasal takvime göre üç ay içinde ara seçimin zorunlu hale gelmesi gündeme gelebilir [7].
III. Kamuoyunun Nabzı: Seçimi Bekleyen Toplum ya da Belirsizliğe Alışan Kitle
Temmuz 2025 itibarıyla yapılan anketler, dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor:
GENAR anketine göre AKP %35,2, CHP %32, MHP %9, DEM %9,8, İYİ Parti %3,9, Zafer %3,2 seviyelerinde [4]. Aynı dönemde Ser-Ar Araştırma ise halkın %69’unun erken seçim istediğini belirtiyor [5]. ORC’nin bölgesel çalışmalarında da seçmen eğilimlerinin yüksek dalgalanma gösterdiği görülüyor [6].
Bu tablo, klasik merkez siyasetinden uzaklaşan bir seçmen davranışına işaret ediyor olabilir. Fakat bu, yeni bir “siyasal kutuplaşma” mı yoksa eski ezberlerin değiştiğine dair bir işaret mi, henüz kesin değil.
IV. Sessizlikten Kuvvet Alan Düzenler: Seçim mi, Süzülme mi?
Kamuoyu araştırmalarına göre toplumun önemli bir kesimi, seçimden çok bir “yenilenme” talep ediyor. Ancak bu talep, siyasal programlar ya da yapısal reformlardan ziyade, daha çok ahlaki ve kurumsal bir meşruiyet beklentisi üzerine kurulu gibi duruyor.
“Diploma” bir semboldür. Aslında mesele tek bir evrakın sahteliği değil; temsil edilen makamın halkla kurduğu ilişki biçimidir. Eğer meşruiyet sorgulanmaya başlanmışsa, bu yalnızca bireyleri değil, temsil makamlarını ve onları oluşturan kurumsal yapıları da bağlar.
V. Olası Seçim Senaryoları: Hukuki Olasılıklar, Siyasi Belirsizlikler
Eğer 30 milletvekilinin vekilliği düşerse, Anayasa’nın 78. maddesi devreye girer [7]: “Herhangi bir seçim bölgesinin, TBMM’deki üye sayısının beşte birinden fazlası boşalırsa üç ay içinde ara seçime gidilir.”
Bu da, sadece yasal bir takvim değil; aynı zamanda bir siyasal fırtınanın habercisi olabilir.
Ancak seçim yalnızca oy vermek değildir. Meşruiyetin yeniden inşasıdır. Bu nedenle böyle bir seçim, teknik bir zorunluluktan çok, halkın sisteme olan güvenini test eden bir dönüm noktası olacaktır.
VI. Sonuç: Vurdurulmaya Hazır Bir Sistem mi, Yoksa Sürtünmesiz Duran Bir Araç mı?
Bugün birileri düğmeye basmış olabilir. Ancak kamuoyunun bu harekete verdiği sessizlik, sistemin kendiliğinden çalışmadığını gösteriyor. Arabanın marşı basmazsa, bazen vurdurmak gerekir. Fakat bu vurdurma işi kimin eliyle olacak? Hangi meşruiyetle yapılacak? Hangi toplumsal mutabakatla sürdürülecek?
Bu sorular henüz cevapsız. Ve bazen cevapsızlık, bir cevap kadar güçlüdür.
Kaynakça
[1] T24 Haber. “Abdurrahman Dilipak: 3 Ay Sonra Seçime Var mısınız?” https://t24.com.tr/…
[2] Yedi 23 Haber. “40 Milletvekilinin Diploması Şaibeli mi?” https://www.yedi23haber.com/…
[3] NGazete. “40 Vekilin Diploması Şaibeli.” https://www.ngazete.com/…
[4] Rudaw.net. “GENAR Anketi: AKP %35,2, MHP %9.” https://www.rudaw.net/…
[5] Sok Gazetesi. “Ser-Ar: Halkın %69’u Erken Seçim İstiyor.” https://www.sokgazetesi.com.tr/…
[6] ORC Araştırma. “Haziran 2025 Anketi.” https://x.com/orc_arastirma…
[7] Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Madde 78. https://www.tbmm.gov.tr/…
