SUSKUNLUĞUN BEDENİ YAZAR, KALBİ YAKAR: SESİMİZİ KISMAYA KİMSENİN GÜCÜ YETMEZ

SUSKUNLUĞUN BEDENİ YAZAR, KALBİ YAKAR: SESİMİZİ KISMAYA KİMSENİN GÜCÜ YETMEZ

Araştırmacı Yazar: Cengiz Genç

Soluk al da düşün…

Kim susturulmak isteniyor?

Kim görünmez bir perdenin arkasından, harfleri boğmaya çalışıyor?

Ve en önemlisi, neden?

Biz bu kalemi boşuna çekmedik kınından.

Bu kalem, reklâm yapmaz; bu kalem, rızasız yazmaz.

Bu kalem yalnızca milletin namusu, devletin bekası, Allah’ın rızası için oynar satırlarda.

Ama bugün bazı “görünmeyen” eller, bizi susturmak istiyor.

Kim olduklarını bilmiyoruz.

Ama ne istediklerini çok iyi biliyoruz:

Unutulmak.

Silinmek.

Yok sayılmak.

Bizim kelimemiz öyle sıradan bir cümle değildir.

Her harfi, geçmişin bir çığlığıdır.

Her satırı, geleceğe yazılmış bir vasiyettir.

Ve bu satırları susturmak isteyenler, sadece bizi değil;

tarihi, vicdanı ve hakikati sansürlemektedir.

Bize ne yaptılar, biliyor musunuz?

Yazılarımızı sildiler.

Çağrılarımızı gizlediler.

Paylaşımlarımızı engellediler.

Ama şunu hâlâ anlayamadılar:

Biz yazmak için bir mecraya değil, bir davaya inanıyoruz.

Ve biz inanırız ki:

“Bir mum, diğerini tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez.”

Bugün “solanlar” var.

Bir zamanlar yanan ama şimdi sönmeye yüz tutmuş yürekler…

Küsmüş, darılmış, unutmuş.

Ama biz hatırlatıyoruz:

Ey suskun vicdan!

Sana yazıyoruz.

Çünkü bizim sözümüz; “beğeni” için değil,

bedel ödemiş yüreklerin içindir.

Bize “çok konuşuyorsun” diyenlere cevabımızdır:

Çünkü çok sustuk, devlet sustuğunda.

Çünkü çok bekledik, millet gözyaşı dökerken.

Çünkü çok kandık, kardeşi kardeşe düşüren fitnelere.

Ve şimdi sadece çağırıyoruz:

• Kardeşliğe,

• Dirilişe,

• Vicdanın birliğine…

Bu sadece bir yazı değil; bir yemin, bir sesleniştir:

Biz kimseyi hain ilan etmedik.

Ama hainliğe susanları da dost görmedik.

Biz düşmanlık için değil, sadakat için yazıyoruz.

İntikam için değil, adalet için yazıyoruz.

İftirayla değil, imanla konuşuyoruz.

Unutma:

Eğer kalem susarsa, tarih kör kalır.

Eğer vicdan susarsa, gelecek dilsiz doğar.

Biz kalemimizi kıramayanlara hatırlatıyoruz:

Kalem bizim elimizde değil; yüreğimizdedir.

Ve yürekteki kalem, sansürle değil;

yalnız Allah’ın iradesiyle susar.

SON SÖZÜMÜZDÜR:

Kalemimizi kıramazsınız.

Yüreğimizi sansürleyemezsiniz.

Hakikati susturamazsınız.

Çünkü biz yazmıyoruz artık;

Yazı, bizi yazıyor.

Ve bu milletin evlatları, günü geldiğinde şu cümleyi hatırlayacak:

“Birileri sustu, biz haykırdık.

Birileri unuttu, biz hatırlattık.

Birileri gizledi, biz yazdık.”

Araştırmacı Yazar: Cengiz Genç