ÇAĞRI, TANIKLIK ve VİCDAN DAVETİ
Araştırmacı–Yazar Cengiz GENÇ
“Mamak C–5’ten Bugüne, Bir Ömrün Tanıklığıyla MHP’ye Sadakat Çağrısı”
Son günlerde Milliyetçi Hareket Partisi’ne, yöneticilerimize ve bilhassa Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız Sayın Prof. Dr. Semih Yalçın’a karşı sistemli ve maksatlı bir linç girişimine tanıklık ediyoruz. Bu linç, yalnızca bir şahsa değil, esasen bir fikre, bir çizgiye, bir duruşa yöneliktir.
Ben, bu partide görev istememiş; görev bana verildiğinde ise hakkını vermeye çalışmış bir dava neferiyim. Bugün herhangi bir resmî görevim olmamasına rağmen, gönlümün de bedenimin de hâlâ Milliyetçi Hareket Partisi saflarında olması tesadüf değil, bilinçli bir tercihtir. Çünkü Milliyetçilik, Milliyetçi Hareket Partisi’nde yapılır. Bu, sadece benim kanaatim değil; Başbuğ Alparslan Türkeş’in vasiyetidir.
Ben bu çizgiyi, kitaplardan öğrenmedim; bedelini yaşayarak öğrendim.
1980 darbesi sonrasında, Ankara Mamak Cezaevi’nin meşum C–5 işkence merkezinde, merhum Muhsin Yazıcıoğlu’ndan sonra en ağır işkencelere maruz kalan Ülkücülerden biriyim. Vücudum hâlâ o izleri taşır. TRT’deki görevimden alındım. Hayatımın önemli bir bölümü, bu davaya sadakat uğruna eksildi. Ama ne bir gün pişman oldum, ne de yönümü değiştirdim.
Çünkü biz “görev verilmedi” diye gidenlerden değiliz. Bizim görevimiz, bu davanın bayrağını mezara kadar taşımaktır.
Bugün sosyal medyada partimize ağır ithamlarda bulunan kişilerin çoğunun ya geçmişte partimizde yer almış ama sonra görev verilmediği için ayrılmış kimseler olduğunu, ya da başka partilere giderek orada yeni aidiyetler kurmuş şahıslar olduğunu üzülerek görüyoruz. Herkese bir sözüm var:
Ayrılmak tercih olabilir. Ama ayrıldıktan sonra dönüp ateş yakmak, geçmişe ihanettir.
Benim çağrım, zaten gitmiş olanlara değil; hâlâ kararsız duranlara, gönlü MHP’de ama zihni bulandırılmış olanlara, partimize kırılmış ama dönüp özünü arayanlara yöneliktir.
Bugün Milliyetçi Hareket Partisi; lideriyle, kadrolarıyla ve dava bilinciyle Türkiye’nin son millî siperidir. Buradan ayrılan, bu siperi terk eder. Bu siper düştüğünde, artık sığınacak bir ideolojik liman kalmaz.
O yüzden çağrım açık ve nettir:
• Partiden ayrılmış ama pişmanlık duyan kardeşlerimiz: Dönün. Kapı size açık.
• Kararsız olanlar: Sırtınızı dönmeyin. Bir adım atın.
• Görev verilmediği için içlenenler: Görev değil, sadakat kalıcıdır.
• Ve hâlâ bu bayrağın altında nöbet tutanlar: Asla yılmayın, sabredin, birlikten ayrılmayın.
Unutmayın: MHP, bir tabela değil; bir milletin kader haritasıdır.
Başbuğ Alparslan Türkeş’in dediği gibi:
“Ülkücülük makamla, mevkiyle, unvanla değil; gönüldeki iman ve omuzdaki yükle ölçülür.”
Ben, omzumdaki bu yükle yaşamaya ve bu davada kalmaya devam edeceğim.
Ve buradan, vicdan sahibi herkesi, bu yükü yeniden paylaşmaya davet ediyorum.
Saygılarımla,
Araştırmacı–Yazar
Cengiz GENÇ
